İnsanlık zamanında mücadele halinde olduğu hayvanlara göre şu an çok ileri konumda. Hücrelerin en ilkel amacı olan hayatta kalmayı dürtüsüne zekamız ile birçok çözüm bulduk. Hayvanların aksine istediğimiz birçok zaman gıdaya ulaşabiliyoruz ve tıp sayesinde atalarımıza göre daha uzun ömürlüyüz. Fakat insanlık, hayatta kalmayı başarınca artık diri tutması gereken bir şey daha oluşturdu istemeden: Ruhsal veya psikolojik sağlık. İntihar canlı mantığına aykırı olmasıyla birlikte çok derin ve her zaman gündemde olan bir konu. Birçok açıdan gözlemlenebilir ve yorumlanabilir. Biz de bugün intihar okuryazarlığına güvendiğimiz Ömer Berkay Taş ile intihar konusunu birçok açıdan inceledik.

Daha önce intihar ettin mi ?

-Hayır, sence ?

Bir insan neden intihar eder ?

-Bu sorunun elbette kesin bir cevabı yok. Kimi ekonomik kaygılardan dolayı, kimi psikolojik baskılardan dolayı, kimi bunaltı ve tükenmişlikten dolayı, kimi de zevkine. Aslında Emile Durkheim’ın “İntihar” isimli kitabında bahsettiği çeşitlerden günümüzde en çok “egoist/bencil intihar” yaygın diyebiliriz. Bu intihar türünde bireyin, toplum ile olan bağının azalması veya kopması sonucunda intihara eğiliminin arttığını savunmuş Durkheim. Örneğin Katolikler, Protestanlara göre toplumla daha çok bütünleşmiş oldukları için Protestanlar arasında egoist/bencil intihar oranı, Katoliklere göre daha fazla diyebiliriz. Öte yandan Yahudiler, tarih boyunca çok fazla dış baskıyla maruz kaldıkları için, diğer dini gruplara göre kendi aralarında daha çok bütünleşmişlerdir. Bu durum, Durkheim’a göre Yahudiler arasında, intihar oranlarının düşmesine yol açmış. Böyle de din üzerinden bir örneklendirme yaptık. İnsanlar gerçekten de aşırı sosyal varlıklar. Kendilerini ifade etme yollarını bulamazlarsa kafayı yerler. Zaten intihar edenlerin birçoğu da arkalarında belli mesajlar bırakmış oluyorlar.

Cinsiyetlere göre intihar oranları nasıl ?

-Erkek intiharının oranı kadınlara göre daha fazla. Erkeklerin daha çok intihar etmesinin nedeni aslında yine erkeklerin kendi içinde inşaat ettiği toplum diyebiliriz. Uzun yıllar boyunca kadınlar geri plana atılmış ve sorumluluklar hep erkeklere yüklenmiş. Fakat günümüzde bazı nedenlerden dolayı erkekler, atalarına kıyasla kendi tabirleriyle “erkek olmak” konusunda biraz daha başarısızlar. Bu başarısızlık elbette kendi ellerinde olmayan bir şey. Ülke koşulları buna örnek mesela. “Evin direği erkektir.” diyoruz ama bugün erkek tek başına çalışarak bir aile geçindiremiyor. “Erkek güçlü olmak zorunda”, “Erkek sert olmak zorunda” gibi dayatmalar bir süre sonra erkek içinde ciddi psikolojik sorunlara yol açıyor. Kendini kanıtlayamamış erkek de kendine kıyıyor maalesef.

Pesimist insanlar mı intihar ediyor peki ?

-Emil Cioran aslında bu konu üzerinde çok güzel durmuş. Başta Cioran’ın çok büyük bir pesimist olduğunu da söyleyeyim... Cioran’a göre insan, doğmuş olduğu için lanetlenmiştir. O kadar milyonlarca olasılık içerisinden senin doğmuş olman ve bir süre sonra da bilince kavuşmuş olman ona göre korkunç bir felakettir. Böyle aşırı karamsar bir insan intiharı saçma buluyor ve bana göre de aşırı mantıklı bir şey söylüyor: “Sadece artık iyimser olamayan iyimserler intihar eder.”

İntihar edecek insan neden bunu toplum önünde etmeyi tercih eder ?

-Öncelikle bu modern dünyanın bize getirdiği ben büyük sıkıntılardan birisi “fark edilme arzusu.” Sosyal hayatımızda yaptığımız birçok eylemin aslında arkasında “fark edilme kaygısı” yatıyor. İnternet ortamı herkese aslında bir yapay mikrofon sunuyor. Bugün günümüzde bir insan kendini tren rayına atıyorsa, kalabalık bir ortamda yüksekten atlıyorsa bu da onun yine “öldükten sonra hatırlanma” kaygısı olabilir. Çünkü ben yine özellikle inanç seviyesi fark etmeksizin herkesin bu Dünya’da bir iz bırakma amacının olduğunu düşünüyorum. İnsanlara böyle alışılmışın dışında deneyimler yaşattırmak bu konuda işe yarayabilir evet. Ama şunu da galiba unutuyorlar ya da hesabını fazla tutuyorlar: “Seni hatırlayan son kişi de öldüğünde hiç yaşamamış olacaksın.”

İntiharı nasıl engelleyebiliriz veya minimalize edebiliriz ?

-Şimdi başta intihara ne gözle baktığımız filtresi devreye giriyor. Çünkü kimilerine göre intihar bir hak. Yanlış hatırlamıyorsam bazı Avrupa ülkelerinde ötenaziye izin veriliyor. Bireyler kendi rızalarıyla kendi kararlarıyla yaşamlarına son verebiliyorlar. Çok ilginç geliyor mesela bana. Veya etik de dahil oluyor bu konuya, bir insanın gerçekten çok acı çektiğini görseniz yine intihar etmesine engel olmaya çalışır mısınız ? Aslında bu da yeni bir insan hakkı olabilir. Öbür türlü şikayeti veya rahatsızlığı olan insanlar elbette psikolojik destek almalı. Çünkü gerçekten destek almanın bir ayıbı yok. İnsan bu kadar birikmişliği bir yerde atmalı, kusmalı. Çünkü ben ne kadar kullanmayı reddetsem de bazı insanlarda psikolojik veya ruhsal sorunlar olabiliyor. Özellikle çağımızdaki en büyük sorunlardan birisi de depresyon. Depresyon intiharı tetikleyen en büyük faktör diyebiliriz bence.

İntihara meyilli bir topluluk veya küme var mı sence ?

-Edebiyatçılar enteresan bir şekilde intihar riski en büyük olan gruplardan bir tanesi. Bir çoğumuz bilmiyordur... Stefan Zweig mesela karısıyla birlikte yatakta intihar etmiştir. Virginia Woolf kendisini suda boğmuştur. Mayakovski... Hemingway... Sylvia Plath’in intiharı cidden korkunçtur. Çocuklarına süt ve kurabiye verdikten sonra kafasını fırına sokmuştur. Bizim Türk edebiyatçılardan da vardır. Nilgün Marmara mesela bir örnek. Daha nice isim var, burada saymaya başlasak duramayız. Bizde çok trajik bir olay da vardır, Şair Ümit Yaşar söylenenlere göre 24 kere intihar etmeyi denemiştir. Bundan çok etkilenen oğlu da ona intiharın nasıl edileceğini öğretmek için 17 yaşında canına kıymıştır... gerçekten bazen yaşamak, intihar etmekten daha büyük cesaret gerektirir.

Zaman ayırdığın ve ayırdığım için teşekkür ederim.

-Rica ederim, teşekkürler.