Benim gibi sık sık bir yerden bir yere durmadan gidiyorsanız. Polatlı YHT Garında birkaç dakika beklediğiniz vakit, sanki önceden fark etmeksizin attığınız düğümleri çözüyormuş gibi hissediyorsunuz. Garın en önemli ve tek özelliği doğu tarafında neredeyse hiçbir şeyin olmaması. Evet, gittiğiniz yerlerde kelimenin tam anlamıyla “hiçbir şey” görmek artık çok da olağan bir durum değil. Geniş açıları algılayabilen gözlerimizin önünde sanki bu tuval gibi duran görüntü şahsen benim bulamaç beynimin vitesini düşürüyor, yan sekmelerini kapatıyor, gürültüsünü düşürüyor. Burada pek müzik dinlemeyi tercih etmiyorum. Dinleyeceksem de daha sakin parçaları tercih ediyorum. Sesli kitaplar veya kısa hikâye podcastleri burası için mükemmel.

 

Bu sakinliğin iki tane dezavantajı var: Birincisi eğer oturmak istiyorsanız bank sayısı sınırlı. Hem nüfus ile alakalı hem de burası Ankara öncesi veya Ankara sonrası 2. durak. İkinci dezavantaj ise bilet kontrol için trenin yaklaşacağı dakikalara yakın kontrole başlıyorlar. Öyle gelmesine yakın yarım saat önceden geçip bekleyemiyorsunuz yani. Ha şöyle bir olay var. Çok sık karşılaştığım ve nasıl da gerçekleştiğini anlayamadığım bir şekilde hızlı tren birçok kez gecikebiliyor. “Trafik mi vardı usta?” denilecek bu sık durum ortalama 20-30 dakika gecikme payı oluşturabiliyor. Size de benim tercihim üzere buranın sessizliğinin ve hiçbir şeyliğin tadını çıkarmak kalıyor.

 

Hayatınız boyunca buraya yolunuz kaç kere düşecek orası muamma. Eskişehir-Ankara veya İstanbul-Ankara arası hızlı tren kullanıyorsanız burada verilecek 1 dakikalık arada dışarıya çıktığınızda burada beklemenin başka yerlerde beklemekten apayrı olduğunu hissedeceksiniz. Bazen buralarda çok sık yağmur yağınca bir easter egg ortaya çıkıyor… bahsettiğim “hiçbir şey” görüntüsündeki sarı buğday görüntüsü, yerini yeşil çimenlere bırakınca bizi tam anlamıyla devasa bir Windows XP arka plan resmi karşılıyor. Bu kadar övdüm burayı ama merak etmeyin ne yakınlarda arsam ne de devlet demiryolları ile pazarlık anlaşmam var.